Tags

Nisan 2013’te Suriye İç Savaşı’nda müdahil olan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), geçen bir buçuk yıllık sürede hızlı bir askeri yayılma göstererek hem Suriye hem de Irak’taki iktidar mücadelelerinde en önemli aktörlerinden biri haline geldi. IŞİD’in bu askeri kazanımları dünyada herkesi şaşkınlığa uğratırken Suriye’deki iç savaşın tarafları ve onların dış destekçilerini de IŞİD’i ortak bir terör tehdidi olarak görmeye zorladı. Başlangıçta Suriye İç Savaşı’nın aktörleri, IŞİD’i karşı tarafın kendilerine karşı kullandığı bir araç olarak görme eğilimindeydi. Muhalifler IŞİD’in Suriye yönetimi tarafından yaratıldığını iddia ederken Suriyeli yetkilileri ise Batılı ve bazı bölge ülkelerinin desteğiyle böylesi bir silahlı grubun ortaya çıktığını iddia ediyordu. Fakat IŞİD’in Haziran ayında Irak’a yaptığı saldırılar ve bu saldırıların Suriye’ye yansımaları, örgüt hakkında dünya kamuoyunda oluşan “terörist” algısının güçlenmesine paralel olarak, Suriye İç Savaşı’na müdahil olan tüm iç ve dış aktörlerin IŞİD algısının aynılaşmasını kolaylaştırdı.

Aynı anda birden fazla ülkede savaşan IŞİD’in silah temini, adam toplama, istihbarat, haberleşme, finansman ve lojistik gibi ihtiyaçlarını nasıl karşılayabildiği herkesin merak ettiği ve cevaplandırmakta zorlandığı bir soru. Birçok istihbarat örgütünün içine sızmış ve temas halinde olduğu düşünülen IŞİD gibi muğlak bir örgüt konusunda bu sorunun kesin bir cevabını vermek en azından şu an için mümkün değil. Bununla birlikte IŞİD’in kullandığı aşırı şiddet yöntemleri (bu yöntemlerle kitleler üzerinde yarattığı korku psikolojisi) ve askeri kapasitesi (bu kapasiteyle merkezi iktidarları tehdit etmesi) ile Orta Doğu tarihinde nadir görülen bir duruma yol açtığı aşikâr. Bu bağlamda pek çok kişi IŞİD’i Orta Doğu’daki tarihi akışı değiştirebilecek bölgenin yeni Moğolları olarak görme eğilimde. IŞİD’in önüne geçebilecek siyasi ve askeri bir güç odağı oluşturulamadığı takdirde örgütün faaliyetleri Orta Doğu’da büyük bir siyasi ve toplumsal kaosa, bölgedeki devletlerin sınırlarının değişmesine ve yeni güç odaklarının oluşmasına yol açan bir süreci tetikleyebilecek potansiyele sahip. Makalemizde IŞID’in Irak saldırısının ardından Suriye İç Savaşı’ndaki güç dengelerini nasıl etkilediği, örgütün bölgede tetikleyebileceği geniş çaplı bir çatışma ihtimali ve ABD önderliğinde IŞİD’le savaşmak için kurulacak “gönüllüler koalisyonu” ele alınmaktadır.

Makalenin devamını 21. Yüzyıl Dergisi’nin Ekim 2014 sayısında okuyabilirsiniz.

Advertisements